Kaplama

Kaplama 2 ya da 3 boyutlu grafik uygulama veya fotoğrafın fonu ya da detayina uygulanarak değişmesi için kullanılan ikinci bir görseldir. İngilizce karşılığı texturedir

Fonu değiştirmek, doku katmak veya doku değiştirmek amacıyla kullanılır. Asıl fotoğraf ya da grafiğin üzerine uygulanacak kaplamada kullanılan malzeme, yine Grafik ya da fotograf olabilir. Tarayıcıyla, fotograf makinasiyla, ya da photoshop benzeri programlarla yaratilmasi mümkün olduğu gibi hazır olarak ta grafik programları tarafından da sunulmaktadırlar.

örnek texture çalışması:


2025

20. yüzyıl | 21. yüzyıl | 22. yüzyıl

2020 | 2021 | 2022 | 2023 | 2024 | 2025 | 2026 | 2027 | 2028 | 2029 | 2030


Olaylar


Doğumlar


Ölümler


Karlıova, Bingöl

Karlıova, daha önceleri Muş iline bağlı ve Bingöl adını taşıyan bir ilçe merkezi idi. 1936 yılında il haline getirilen Bingöl’e bağlanmıştır. 1938 yılında yürürlüğe giren bir kararname ile ilçenin adı Karlıova olarak değiştirilmiştir.

İlçenin yüzölçümü 1349 km² dir. Bunun il yüzölçümüne oranı yüzde 16.60 dır. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1940 metredir. İl merkezinden uzaklığı 70 km dir. Bir doğa harikası olan “Güneşin Doğuşu” bu ilçe sınırları içinde izlenebilmektedir.

İlçenin 1 belediyesi, 47 köyü mevcuttur. Mahalle muhtarlığı sayısı ise 3′tür. Köyaltı yerleşim birimi sayısı (mezra) 26′dır.

1997 Genel Nüfus Tespitine göre, İlçenin nüfusu 29 868′dir. Nüfusun yüzde 32.23′ü ilçe merkezinde, geriye kalan yüzde 67.77’si kırsal kesimde yaşamaktadır. İlçede kişi başına 22 kişi düşmektedir. Ağırlıklı olarak kürt ve zazalar yaşar.


Nüfus

İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 32421′dir. Bunun 8761’si ilçe merkezinde, 23660′i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; ? belde, ? köy ve ? mahalleden oluşmaktadır.

Yıllara göre ilçe nüfus verileri
Yıllar Merkez Köyler Toplam
2007
2000 8761 23660 32421
1997
1990 8504 26452 34956
1985
1980
1975
1970
1965
1960

Doğan

Konu başlıkları


Çeşitli


Kişiler


İsmi Doğan olanlar


Soyismi Doğan olan


Nermin Pura

Nermin Pura, (d.1923 İstanbul) Türk ressam.

1923 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Küçük yaşlarda resim yapmaya başladı. Kendisi gibi ressam olan eşi Numan Pura ile evlendi. Eşiyle birlikte sanat çalışmalarına devam etti. Yurt içinde 23 kez kişisel sergi açan sanatçı, 12 kere Devlet Resim ve Heykel Sergilerine katılmıştır. Halen birçok resmi ve özel kolleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır.

Türkiye Emlak Kredi Bankası Genel Müdürlük Raportörlüğü’nden emekli olduktan resim çalışmalarına ağırlık verdi. Ressamlığının yanısıra şair ve yazar olarak da tanınır. Ankara Kadın Ressamlar Derneği’nin kurucuları arasında yer alan Nermin Pura, ayrıca Güzel Sanatlar Birliği Resim Derneği, Ressamlar Derneği ve Sanat Sevenler Derneği üyesidir.


Eserlerinin Özellikleri

Sanatçının kompozisyonları duygusal kimliğinin bir uzantısı olarak addedilmektedir. İzlenimci bir bakış açısına sahip olan Pura eserlerinde sıcak ve canlı renkleri tercih etmektedir.


Salvador Dalí

Salvador Domingo Felipe Jacinto Dalí y Domènech, kısaca Salvador Dalí (11 Mayıs 1904 – 23 Ocak 1989), İspanyol sürrealist ressam. Gerçeküstü eserlerindeki tuhaf ve çarpıcı imgelerle ünlenmiştir. En iyi bilinen eseri olan Belleğin Azmi,ni 1931′de bitirmiştir.

Dalí, ressamlığın yanı sıra heykelcilik, fotoğrafçılık ve filmcilikle de ilgilenmiş, Amerikalı animasyoncu Walt Disney ile beraber yaptığı Destino adlı kısa çizgi film, 2003′te “en iyi kısa animasyon filmi” dalında Oskar adayı olmuştur.

Katalonya doğumlu olan Dalí, 711 yılında İspanya’yı fethetmiş olan Mağribiler’in soyundan geldiğini iddia etmiş, “süslü ve cafcaflı olan herşeye, lüks hayata ve doğu kıyafetlerine olan düşkünlüğünü” de “Arap kökeni”ne bağlamıştır.

Dalí hayatı boyunca, sanatıyla olduğu kadar kadar eksantrik giyimi, davranışları ve sözleriyle de dikkat çekmiş, bu durum kimi zaman, onun sanatını takdir edenleri de etmeyenler kadar usandırmıştır. Bu davranışların getirdiği kötü şöhret, Dalí’nin geniş kesimlerce tanınmasını sağlamış ve eserlerine duyulan ilgiyi artırmıştır.

Konu başlıkları


Hayatı


İlk yıllar

Dalí 11 Mayıs 1904′te, İspanya’nın Katalonya bölgesinde bulunan Figueres kentinde, Salvador Dalí i Cusí ve Felipa Domenech Ferres çiftinin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Çiftin 1901 doğumlu ilk çocuğu, Dalí’nin doğumundan tam dokuz ay on gün önce (1 Ağustos 1903′te) sindirim yolu iltihabından ölmüş, onun ismi olan Salvador da ikinci çocuğa geçmişti. İlk çocuklarının küçük yaşta ölmesini bir türlü kabullenemeyen Dalí çifti, küçük Dalí’nin yanında sık sık ölmüş ağabeyinden bahsediyor, ilk Salvador’un bir resmini yatak odalarının duvarında tutuyor, ve Dalí’yle beraber düzenli olarak ilk Salvador’un mezarını ziyaret ediyorlardı. Bu durum, Dalí’nin küçük yaşta kendi kimliği konusunda karışıklık yaşamasına sebep oldu. Sonradan, hiç tanımadığı ağabeyi hakkında “iki su damlası gibi birbirimize benziyorduk, fakat yansımalarımız farklıydı […] o, herhalde benim fazla mutlak olarak tasarlanmış ilk versiyonumdu” diye yazacaktı.

Dalí’nin babası, sert ve otoriter karakterli bir noterdi. Annesi ise tam tersine sevecen ve anlayışlıydı, ve oğlunun resim konusundaki çabalarına destek veriyordu. Dalí üç yaşındayken kızkardeşi Ana María doğdu. Evin tek erkek çocuğu olarak, annesi, kızkardeşi, teyzesi, anneannesi ve bakıcısından sürekli ilgi gören Dalí, küçük yaşlarından itibaren şımarık ve kaprisli bir karakter sergilemeye başladı.

1914′te annesinin desteğiyle özel bir resim okuluna yazılan Dalí, 1919′da Figueres Belediye Tiyatrosu’nda ilk sergisini açtı. Şubat 1921′de ise çok sevdiği annesini meme kanserinden kaybetti. Annesinin ölümü hakkında “hayatımda aldığım en büyük darbeydi. Ona tapardım […] Ruhumun kaçınılmaz kusurlarını görünmez kılabilmesine hep güvendiğim bir varlığın kaybını kabullenemiyordum” diye yazacaktı. Dalí’nin babası, karısının ölümünden kısa süre sonra baldızıyla evlendi.


Madrid, Paris ve ABD

1922′de Madrid’e taşınan ve buradaki San Fernando Güzel Sanatlar Okulu’na yazılan Dalí, ilk eserlerinde kübizm ve dadaizm etkileri gösterdi. Fransa ve İsviçre kökenli olan bu yeni akımlar, o sıralar Madrid’de pek yaygın değildi, ve Dalí’nin eserleri kısa sürede ilgi çekmeye başladı. Dalí, Madrid’de geçirdiği yıllarda, kendisi gibi avangart sanata meraklı olan film yapımcısı Luis Buñuel ve şair Federico García Lorca ile yakın arkadaş oldu. 1923′te disiplinsizlik yüzünden geçici olarak okuldan uzaklaştırılan Dalí, aynı yıl Girona’da anarşist gösterilere katıldığı için tutuklandı ve bir süre gözaltında tutuldu. 1925′te okula geri döndü, ve Barcelona’da ilk kişisel sergisini açtı. Resimleri eleştirmenler tarafından ilgi ve şaşkınlıkla karşılandı.

Dalí 1926′da Paris’e gitti ve büyük saygı duyduğu Pablo Picasso ile tanıştı. Sonraki birkaç yıl boyunca, Dalí’nin eserlerinde Picasso etkisi ağır basacaktı. Paris gezisinden döndükten kısa süre sonra okulundan temelli kovulan Dalí, çok geçmeden askere alındı. Ekim 1927′de askerlik hizmetini bitirdi ve Mart 1928′de sanat eleştirmenleri Lluís Montanyà ve Sebastià Gasch ile beraber, sanatta modernizmi ve fütürizmi savunan “Sanat Karşıtı Katalan Manifesto”yu yazdı.

1929′da arkadaşı Luis Buñuel ile beraber çektikleri Bir Endülüs Köpeği adlı avangart kısa film, sürrealist sanat çevrelerinde ikiliye büyük şöhret kazandırdı. Aynı yıl ikinci kez Paris’e giden Dalí, burada ressam Joan Miró aracılığıyla sürrealist akımın öncüleri André Breton ve Paul Éluard ile tanıştı. Éluard’ın karısı Gala (asıl ismi Helena İvanovna Diakonova), tanıştıkları andan itibaren Dalí’nin ilgisini çekti, ve 1929 yazında Dalí ile Gala arasında, sonradan evliliğe dönüşecek olan tutkulu bir ilişki başladı.

1931 yılında Dalí, en meşhur eseri olan Belleğin Azmi,ni yaptı. Yumuşak Saatler ya da Eriyen Saatler olarak da bilinen eserde, geniş bir kumsal manzarası önünde eriyen cep saatleri resmedilmiştir. Eser genel olarak, katı ve değişmez zaman kavramına karşı bir protesto olarak yorumlanır. Dalí sonradan bu resmin ilhamını, sıcak Ağustos güneşi altında erimekte olan bir Camembert peynirinden aldığını yazacaktı.

1929′dan beri beraber yaşayan Dalí ve Gala, 1934′te bir devlet nikâhıyla evlendiler. (1958′de bir Katolik düğünüyle nikâh tazeleyeceklerdi.) Aynı yıl New York’da bir sergi açan Dalí, ABD’de büyük sansasyon yarattı ve büyük üne kavuştu. 1936′da Londra Uluslararası Sürrealist Sergisi’nde bir konuşma yapması istenince, sahneye eski tip hantal bir dalgıç tulumu içinde çıktı. Tulumun beline mücevher işlemeli bir kama takmıştı; bir elinde bir bilardo ıstakası tutuyor, diğer eliyle de bir çift kurtköpeğini çekiştiriyordu. Konuşma sırasında nefes almakta zorluk çekince, dalgıç kıyafetinin başlığı çıkarıldı.

Dalí 1937′de Hollywood’a giderek zamanın meşhur komedyenleri Marx kardeşler ile tanıştı, ve onlar için bir film senaryosu yazdı. 1938 yazında ise Londra’da, hayranı olduğu Sigmund Freud ile tanıştı ve ünlü psikoloğun birkaç portresini yaptı. Tüm sürrealistler gibi Dalí de bilinçaltının dışavurumuyla ilgileniyor, ve Freud’un bilinçaltı konusundaki yazılarını ilgiyle takip ediyordu.

1936′da başlayan ve tüm İspanya’yı kaosa sürükleyen İspanya İç Savaşı, 1939′da General Francisco Franco’nun galibiyetiyle sona erince, Dalí yeni kurulan faşist rejimi desteklediğini açıkladı. Bunun üzerine, çoğunluğu Marksist olan, ve Dalí’nin abartılı dikkat çekme çabalarından zaten hoşlanmayan sürrealistler, Dalí’ye açıkça sırtlarını döndüler. Sürrealist grubun önderi Breton, Salvador Dalí’nin isminden iğneleyici bir anagram çıkardı: Avida Dollars (Dolar Heveslisi). Dalí ise cevap vermekte gecikmedi: “Le surréalisme, c’est moi!” (Sürrealizm benim!) Sürrealistler ve Dalí arasındaki çekişme, Dalí ölene kadar devam edecekti.

1940′da Dalí ve Gala, tüm Avrupa’yı etkisi altına almaya başlayan II. Dünya Savaşı’ndan kaçarak ABD’ye yerleştiler. Burada dokuz yıl kalacaklardı. 1942 yılında Dalí, Salvador Dalí’nin Gizli Hayatı isimli otobiyografisini yayımladı. 1945-46 yıllarında, Walt Disney ile beraber Destino, Alfred Hitchcock ile beraber Spellbound filmlerinin yapımında çalıştı. 1947′de sürrealist bir Picasso portresi yaptı.


Katalonya’ya dönüş

1949′da Dalí, karısıyla beraber Avrupa’ya döndü ve memleketi Katalonya’ya yerleşti. Hayatının sonuna kadar burada kalacaktı. Faşist Franco rejimiyle yönetilen İspanya’ya yerleşmesi, bir kez daha sol görüşlü sanatçı ve aydınların tepkisini çekti.

Dalí 1951′de Katolisizm’in ve modern bilimin bazı kavramlarını sentezlediği Mistik Manifesto,yu yayımladı. II. Dünya Savaşı sonrası eserlerinde, Katolik temalar ve DNA, hiperküp (dört boyutlu küp) ve atomik çözünme gibi modern bilim kavramları öne çıkacaktı. Hiroşima’da patlayan atom bombasının gücünden çok etkilenmiş olan Dalí, hayatının bu dönemine “nükleer mistisizm” adını veriyordu. Yine bu dönemde Dalí, tuvale boya sıçratma, hologramlar, optik yanılgılar ve stereoskopi gibi pek çok değişik teknikle denemeler yaptı.

1960′da Figueres belediye başkanı, yıllar önce Dalí’nin ilk sergisine ev sahipliği yapmış ve iç savaşta zarar görmüş olan Belediye Tiyatrosu’nu “Dalí Tiyatrosu ve Müzesi” adıyla restore etmeye karar verdi. Dalí, 1974′e kadar müzenin inşaatı ve dekorasyonuyla bizzat ilgilendi ve bu projeye çok emek ve zaman harcadı. Müze 1974′te açıldıysa da, Dalí 1980′lerin ortasına kadar ufak eklemeler ve değişiklikler yapmaya devam etti.

10 Haziran 1982′de Dalí’nin çok sevdiği karısı, menajeri, modeli ve ilham perisi Gala hayatını kaybetti. Gala’nın ölümünden sonra yaşama isteğini kaybeden Dalí, karısının öldüğü ve gömüldüğü Púbol Kalesi’ne yerleşti ve münzevi bir hayat sürmeye başladı. Temmuz 1982′de İspanya Kralı Juan Carlos, Dalí’yi Púbol Markisi ilan etti. Dalí ise bu jeste karşılık olarak, krala Avrupa’nın Başı adlı çizimini hediye etti. 1983′te Púbol Kalesi’nde yaptığı Serçenin Kuyruğu adlı tablo, Dalí’nin son eseri olacaktı. Ağustos 1984′te Dalí, kaledeki yatak odasında bilinmeyen bir sebepten çıkan yangında bacağından yaralandı. Bu olaydan kısa süre sonra Figueres’e döndü ve Salvador Dalí Tiyatro ve Müzesi’nde yaşamaya başladı.

Dalí, 23 Ocak 1989′da kalp yetmezliğinden öldü ve Figueres’te kendi adını taşıyan müzenin mahzenine gömüldü.


Eserleri

Dalí hayatı boyunca, 1500′den fazla resim ve onlarca heykelin yanı sıra, çeşitli taş baskı eserler, kitap illüstrasyonları, tiyatro dekorları ve kostümleri üretmiştir. Ayrıca, Man Ray, Brassaï, Cecil Beaton ve Philippe Halsman gibi fotoğraf sanatçılarıyla ve Elsa Schiaparelli, Christian Dior gibi moda tasarımcılarıyla beraber çalışmıştır.

Bugün Dalí’nin eserlerinin büyük çoğunluğu, Figueres’deki Dalí Tiyatro ve Müzesi’nde bulunur. Florida’nın St. Petersburg kentindeki Salvador Dalí Müzesi, Madrid’deki Reina Sofia Müzesi ve Los Angeles’daki Salvador Dalí Galerisi de sanatçının yüzlerce eserini barındırır.

Dalí’nin 1965′te New York’daki Rikers Island Hapishanesi’ne bağışladığı çarmıha gerilmiş İsa resmi, 1981′e kadar hapishanenin yemekhanesinde asılı durduktan sonra buradan alınarak hapishanenin lobisine asılmış, 2003′te ise kimliği belirsiz kişilerce lobiden çalınmıştır.


Kaynakça

ve kaynakları:


Dış Bağlantılar


Bakalorya

Bazı memleketlerdeki orta öğrenimi bitirme imtihan ya da üniversitelerin verdiği en aşağı akademik paye.

Bakalorya, memleketimizde ilk defa 1867 yılında kurulan Galatasaray Lisesi’nde uygulanmıştır. İkinci Meşrutiyet devrinde, liselerle denk olan o zamanki idadileri bitirenlerin yüksek okullara ve üniversitelere girmeleri, bakalorya denilen imtihanı vermeleri ile mümkün olmuştur. 1926 - 1935 yılları arasındaki

lise bitirme imtihanları ile 1935 yılımdan beri yürürlükte olan olgunluk imtihanları, bakalorya özelliğinde olan imtihanlardır.

Bazı Avrupa ve Amerika memleketlerinin yüksek okullarında, esas, bitirme imtihanını vermeden yapılan bazı imtihanlara bakalorya denmektedir. Bu memleketler üniversitelerin bazı fakültelerinde çeşitli imtihanlarda başarı kazanan öğrencilere, başarı kazandığı dersle ilgili akademik payeler verilmektedir.


Reha Erdem

Reha Erdem (d. 1960, İstanbul), yönetmen. Galatasaray Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde eğitim gördü. Paris’te VIII Üniversitesi’nde Sinema ve Plastik Sanatlar bölümünü bitirdi. Türkiye’ye döndükten sonra çektiği ilk uzun metrajlı filmi A ay ile birçok ödül aldı. Film çekmediği uzun yıllar boyunca reklam filmi yönetmenliği yaptı.


Filmleri


Reklam metni

Reklam metni; başlık, alt başlık, gövde ile marka ve slogandan oluşur. Reklam metninde yer alan diğer öğeler ise; fotoğraf, resim, karikatür, işaret, sembol, harf, görüntü, müzik, oyuncu ve konuşmacılardır. Bu öğelerin reklam içinde yer alma biçimi, reklam ortamına, hedefine, ürünün niteliğine göre belirlenir. Başlıklar, metin, slogan ve markayla birlikte söze dayanan reklam metnini oluşturur. Başlığın ana görevi, okuyucunun ilgisini çekmek, okuyucuyu yakalamaktır. Başlıklar ilgi çekici olmalı, merak uyandırmalı ve bir vaad içermelidir.


Ahmet Özhan

Ahmet Özhan, (gerçek adı Ahmet Katıgöz), (d. 1950 Urfa). Türk sanat müziği sanatçısı.

1998 yılında Kültür Bakanlığı’nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını almıştır.


Filmleri


Dış bağlantılar


Kemal Gökhan Gürses

Kemal Gökhan Gürses (doğumu: 1964), Türk karikatüristtir.

Kemal Gökhan Gürses, 1964İstanbul doğumludur. Babası, Türk sinemasının en çok film çeken yönetmenlerinden Muharrem Gürses’tir. Atilla Arcan adıyla tanınan komedyen Atilla Gürses’in kardeşidir.

Gürses 1976-1978 yılları arasındaki amatörlük döneminin ardından 1978 yılının ilkbaharında Mikrop dergisinde profesyonel çizerliğe başladı. Daha sonra sırasıyla Gırgır, Fırt, Atmaca dergilerinde çizdi. Gençlik ve Toplum dergisinde hem yazarlık, hem çizerlik yaptı. 1984 yılında Cumhuriyet Gazetesi’nde önce siyaset eki çizerliği, ardından 1993’e dek süren bant çizerliği yaptı.

Gürses’in Cumhuriyet Gazetesi’nde çizdiği bant,Ağaç Yaşken Eğilir adını taşımaktaydı. Bu çalışmalarını kitaplaştırmıştır.

Hürriyet Gazetesi için daha sonra TV dizisi de çekilen Zontelektüel Abdullah adlı çizgi romanını çizerken, ek iş olarak Deli dergisinin kuruculuğunu ve çizerliğini yaptı, Doğan Kardeş’te Dedem ve Ben çizgi romanlarını hazırladı.

1997′den itibaren Radikal Gazetesi için Şu Benim 35 Yaşım ve Şu Benim 35 küsür yaşım adlı çizgi bantlar hazırladı. Bu çizgi bantlarda ilk gençliğini 12 Eylül döneminde yaşamış, daha sonra tüketim toplumunun bir parçası olmuş bireylerin yaşamını anlattı. Aynı gazetede çizdiği Obezler çizgi bandı ile “ötekileştirilen” şişmanların hikayesini, Histanbul hikayesi ile İstanbul kentini çizdi.

Kırkından Sonra adlı çizgi romanında kadın kahraman Aslı ve hayatına giren kırkını aşmış erkekler yoluyla kadın-erkek ilişkilerini, farklı kuşakların yaşamlarını anlatmıştır.

2005 yılında başlayan Ayşegül Savaşta adlı çizgi bandında kadın savaş muhabiri Ayşegül’ün maceraları yoluyla Irak Savaşı’nı ve Lübnan’daki gelişmeleri çizgi yoluyla aktardı.

Bu romanı aynı gazetede 2 yıl kadar sürdürdü, 4 yeni hikaye çizdi. Bu onun bu dönemdeki son çizerlik çalışmasını oluşturdu.
Halen kurucusu olduğu Mucizeler Dükkanı reklam ajansında grafik tasarımcılık ve yöneticilik yapmaktadır.


Kitapları


Dış bağlantılar


Brian Grazer

Brian Grazer (d. 12 Temmuz 1951, Los Angeles, Kaliforniya) Oscar ve Emmy ödüllü ABD’li film ve televizyon yapımcısıdır. Ron Howard ile birlikte Image Entertainment’ın kurucusudur. Yapımcılığını yaptıkları filmler arasında Akıl Oyunları, Apollo 13 ve American Gangster bulunmaktadır.

2007 Mayıs’ında Grazer Time dergisinin Dünyanın En Etkili 100 Kişisi listesinde yeralmıştır.


Killzone

Killzone, Guerrilla Games tarafından geliştirilmiş bir savaş oyunudur. Play Station 2 ve PSP (Play Station Portable)’de oynanır. Oyun, Templer, Rico, Luger ve insanken Helgast’a dönüştürülen ve kahramanların onu bu hâlden kurtardığı Hakha’nın Helghast’lara karşı geliştirdikleri gizli operasyonla başlar. Helghast’lara komutanlık eden kişi aslında bir insandır. Hem de insanlar arasında iyi bir komutan. Kötü tarafa geçtiğini bilmeyen komutanlar (özel birim sitesine girmek için 2 komutanın anahtarı gerekir.) bu adamla giriş yapar ardından öldürülürler. Dünya’nın kurtuluşu sadece bu 4 askere bağlıdır.
(Oyunu oynarken Memory Card kullanmak mantıklıdır.)


Dış bağlantı


Abdullah Meriçadalı

Abdullah Meriçadalı (d. 1920 İzmir), Türk ressamdır.

Resme karşı ilgisi, İzmir Atatürk Erkek Lisesi’nde okurken hocaları Kadri Atamal ve Celal Uzel teşvikiyle gelişti. Bu öğrencilik yıllarında Halkevi Ar kolunun yönettiği öğrencilerin sergisinde ödül alması resme karşı olan ilgisini arttırdı. Vatani görevinden sonra İstanbul’a yerleşti.

1942 yılında Güzel Sanatlar Akademisi’nde konuk öğrenci olarak gece kurslarına devam etti. İsmail Hakkı Oygar’dan seramik bilgileri aldı. Daha sonra resme yöneldi. 1945 yılında Rıfat Pekiş Emprime Fabrikası’nda, 1954 yılında da Vakko’da desinatörlük yaptı. İlk kişisel sergilerini 1982–1985 arasında Ümit Yaşar Sanat Galerisi’nde dört sergi açarak gerçekleştirdi. 1986–1990 yılları arasında Neriman Erkut Sanat Galerisi’nde karma sergilere katıldı. Son olarak ise 1993 yılında Ankara Turkuvaz Sanat Galerisi’nde bir kişisel sergi açtı.

Abdullah Meriçadalı’nın kendi olanaklarıyla geliştirdiği sanat anlayışı, doğayı izlenimci bir anlayışla kendine göre yorumlamalıdır. Çalıştığı temalar içinde manzaralar ve ölüdoğalar ağırlık taşımaktadır. Sanatçı çalışmalarını Ayvalık’taki evinde sürdürmektedir. Eserlerinin sergilenmesi ve satışıyla menajeri Adnan Ege Kutay ilgilenmektedir. Eserleri Akbank Resim Koleksiyonu’nun da aralarında bulunduğu ,yurtiçinde ve yurtdışında birçok özel koleksiyonda bulunmaktadır.


Taner Sağır

Taner Sağır (d. 13 Mart 1985, Bulgaristan) Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu Türk halterci.

2004 yılında Atina’ya Olimpiyatlara katılmak üzere giderken gençler dünya rekoru elinde bulunmaktaydı. Daha 19 yaşında katıldığı Olimpiyatlarda 77 kiloda Olimpiyat Rekoru kırarak koparma, silkme ve toplamda en iyi dereceleri yaptı. Böylece oyunlar tarihinin en genç altın madalya alan haltercisi unvanını aldı.

2006′da 75. Dünya Erkekler Halter Şampiyonası’nda 77 kiloda toplamda altın madalya kazanmış ve kariyerinde ilk defa dünya şampiyonu olmuştur. Taner Sağır, Dominik Cumhuriyeti’nin başkenti Santo Domingo’da yapılan şampiyonada toplamda 361 kilo kaldırdı.

1.70 boyunda olan ve spor akademisinde öğrenimine devam eden Taner Sağır’ın kendinden büyük kardeşi Nezir Sağır da ünlü bir halterci olarak bilinmektedir.


Madalyalar

Olimpiyatlar

Derece Kilo Koparma Silkme Toplam Yer Tarih
1 77kg 172.5 OR 202.5 375.0 OR Atina, Yunanistan 19 Ağustos 2004

Dünya Şampiyonası

Derece Kilo Koparma Silkme Toplam Yer Tarih
1 G 77kg 166.0 195.0 G DR 361.0 Dominik Cumhuriyeti 2006
1 G 77kg 160.0 195.5 G DR 355.0 GDR Meksika 3 Ekim 2003

Avrupa Şampiyonası

Derece Kilo Koparma Silkme Toplam Yer Tarih
1 77kg 167.5 192.5 360.0 Sofya, Bulgaristan 22 Nisan 2005
1 77kg 167.5 200.0 367.5 Kiev, Ukrayna 20 Nisan 2004
1 G 69kg 147.5 175.0 322.5 Havířov, Çek Cumhuriyeti 29 Mayıs 2002
1 -16 69kg Stavanger, Norveç 30 Haziran 2001
2 -16 59kg Košice, Slovakya 24 Ağustos 2000

Synecdoche, New York

Synecdoche, New York Charlie Kaufman’ın yönetmenliğini ve senaristliğini yaptığı 2008 yapımı film. Philip Seymour Hoffman’ın başrolünü üstleneceği filmin kadrosuna, Catherine Keener, Michelle Williams, Samantha Morton ve Emily Watson’da katıldı. Film, New York şehrinin minyatür bir kopyasını evinin bir köşesinde yapmaya çalışan çatlak ve çapkın bir tiyatrocuyu anlatacak. [1]


Kaynaklar


Dış bağlantılar


Milton Avery

Tam adı Milton Clark Avery (d. 7 Mart 1893, Altmar, New York - ö. 3 Ocak 1965, New York, ABD)

ABD’li ressam.

İnsan figürünü dışçizgilerle belirlenmiş yüzeysel canlı renk lekeleri halinde betimlemiş, özellikle yaşamının son yıllarında önem kazanmıştır. Ailesi 1905′te Connecticut’un Hartford kentine göç eden Avery, 1913′te burada kısa bir süre Sanat Öğrencileri Birliği’nde eğitim gördüyse de, büyük ölçüde kendi kendini yetiştirdi. İlk kişisel sergisini 1928′de New York kentinde gerçekleştirdi.

Avery, özellikle deniz kıyılarını konu alan birçok manzara resmi yaptı. Kızı March da resimloerinde sık sık ele alışı, renk kullanımı ayrıntıları ortadan kaldırması, figür ve maznaraları iç içe derinliksiz, yüzeysel biçimler olaraka anlatan betimlemesi açısından, Fransız ressam Henri Matisse’nin üslubunu çağrıştırmaktadır.